EN ÖNCE HUKUK

HUKUK SİSTEMİMİZE ŞİKE YAPILDI

        İki gazetecinin tutuklanması üzerine yaptığınız eleştiri ,”bu durum yargı sisteminin kumpasıdır”şeklinde oluyorsa esasen tutuklanmayı gerektirir bir eylem yapmış olursunuz.MİT tırlarının durdurulması  diye cümle alemin isimlendirdiği bu olayın vehametinin nasıl buralara geldiği bile işin hassasiyetini tekrar tekrar hatırlatıyor.Toplumsal vicdanı yani Adalet sistemini bu şekilde aşağılama hakkınız yoktur.TCK da bunu lafzen ve ruhen ifade eder.Bu söylediğiniz hiçbir şekilde  savunma mantığı ile söylenemez ve  toplumda infial yaratır. Aslında kasdı aşacak surette çok şeyi eleştiriyorsunuz demektir.Peki nasıl oluyorda televizyonlarda bu kadar açık surette bu ifadeler kullanılabiliyor .Sebebi şu: laçkalaştık.

        Çok kısa örnekleyelim : Ne yazık ki “Şike Davası” Türk hukuk tarihine kara bir leke olarak geçmiştir.Yargıtayca onanan bir dosya yok sayılmış ve geriye moloz yığını bırakmıştır.Zorlama deliller,sıkıntılı iddialar koskoca dosyayı kemirmiş ve sonunda yok etmiştir.Stadyumlara girmiyor artık insanlar.İNANMIYORLAR çünkü.Yeşil sahaların evvelden beri kirli olduğunu hepimiz biliyorduk.Bir fırsattı şike davası.Gerçektende kirli çamaşırların gözler önüne serilmesi  iyi oldu.Fakat sulandırmak isterseniz, bozmak isterseniz, nasıl üç damla ihanet yeter mavi denizi kirletmeye ! bozmak çok zor değildir.”İki ırgatla iner şimdi Süleymaniye “ Hatta amatörce bir yaklaşım bile karşınızdaki üst akılla kavga da yenik düşürür sizi.Şike davası da böyle olmuştur.Zehirli ağacın meyvesi de zehirlenmiş, bir kısım kurgu deliller koskoca dosyayı zehirlemiş ,böyle bir dosyaya rağmen sonuçta , futbol dünyasının kirli aktörleri ne  yazık ki tahtlarını korumuşlardır.Şike dosyasında “şike “ yapılması hukuk sistemine büyük zarar vermiştir.

        Aynı kader Ergenekon ,Balyoz ve Poyrazköy gibi büyük davalar içinde geçerli olmuştur.Üst akıl bu konuları sadece deşmek istemiştir.Sonunu getirmek değildi amaç.Hukuk sisteminin olmazsa olmazları da  ne yazıkki bu davaların kökünü ve bıraktığı adaletsizliği temizlemeye kafi gelmemiştir.İkinci dünya savaşının enkazı bombalanmış hayalet şehirler, yada şimdiki harap olmuş gibi Basra’nın görüntüsü hafızalarımıza kazındığı gibi, hukuk sistemimizin görüntüsü de böyledir.Basra harap olduktan sonra ne yaparsanız yapın dışardan verdiğiniz görüntü adaletli  olmayacak verdiğiniz kararlar sağlıklı algılanmayacaktır.Yine de bir hukukçu olarak arzum ve isteğim o dur ki MİT tırları dosyalarında şike yapılmasına hukuk sistemi izin vermeyecektir beyler hiç heveslenmeyin.

        Tezelden herkesin kanun önünde eşitliği, hakim bağımsızlığı ve yürürlükteki kanun ne diyorsa herkesin uymak zorunluluğunu içselleştirmesi ekmek gibi su gibi kolayca algılanmalı ve örnekleri toplumsal hayatta yaşanmalıdır.Yeni Türkiye vizyonu hukukun üstünlüğü üzerine bina edilebilir.Eğitim sisteminin aşama kaydetmesi ,bireysel hakların gelişmesi, piyasa mevzuatının daha esnek hale gelişi ve bir dizi faktör ancak ve ancak hukukun üstünlüğü temin edilmiş bir ülkede anlam kazanacaktır.Yüksek teknoloji ürünü üretmeye şartlanmış bir toplum olmak için önce hukuk demeliyiz.

ŞİMDİ TOPARLANMA ZAMANI

        1 Kasım sonrası bütün ülkede yaşadığımız olumlu hava gelecek için oldukça iyimser bir başlangıç havası yarattı.Şehirlerin ortasına kazılan hendekler hariç neredeyse 7 haziran öncesine dönmüş olduk.Fakat bilinçaltına kazınan kayıplarımızı telafi etmek için büyük bir efor sarfetmek gerekiyor.

        Amerikan aklıyla bezenmiş aydın geçinen kürt entellektüelimiz de maalesef bu hendeklerin kazınmasında kürek değişti.Hani kabristanlarımızda toprak atmak için küreği bir defacık olsun elimize alırız ya öyle bir şey.Bir çoğu iyiniyetinin kurbanı oldu belkide.

        Global rüzgarların etkisi altında kalarak olması gerekeni dillendirmek yerine konjonktürel ,izafi doğrular ürettiler kendilerine. Yazık. Toplumun,ortalama beyinlerin tıkandığı böyle günler içindir oysaki okumuş adam beyni.Zihinsel koridorlar açmak suretiyle toplum psikolojisine yön vermek ,sağduyunun aklıselimin galibiyeti için sabırla konuşmaktır entellektüelin sadakası.Çünkü bazen vicdanın sesiyle ,sürecin gerektirdiği doğrular örtüşmediği zaman bile fikir adamının yüreğinin ve inancının gereğini yapması gerekir ki bu kazanım bile getirmez , çoğu kez prim yaptırmaz fakat doğruyu seslendirebilirsiniz vicdanınıza zaferler kazandırır. Ne yazık ki en ağır abisi , en kabadayısı bile “PKK uluslararası bir güç kazanmışken neden bu müktesebatı korumasın “ gibi uluslararası arenada kurgulanmış ve trend yapılmış bir ana fikrin peşinde koşmayı,bu uğurda Kobani çığlıklarına destek olmayı,6/8 Ekim olaylarına tevil getirmeyi,1Kasım için bile peşin peşin oy çalacaklar diye Mossad oyunlarına alet olmayı dahi başardılar. Başaramadıkları o hendeklerin asla halk tarafından destek görmediği ve  bir daha kazılamayacağı oldu çok şükür.

        Suruç ters tepti.

        Gencecik fidanlarımız dışında elbette.

        Onlar için gözyaşlarımız yine akacak.

        Suruç Katliamının,Ankara tren garı patlamasının  topluma dikte etmeye çalıştığı olmadı. Gerçektende başarsalardı  hiçbir zaman yok olmayacaklardı.”Sizi yok edemeyen ,güçlenmenizi pekiştirir “ diyen Alman filozofu bir kez daha haklı çıkardı bu süreç. Bu katliamları yapanların peşinde koşanlar , boğuldular kendi açtıkları çukurda.

        Bundan sonra yapılması gereken toplumun bir bütün olarak kucaklaşmasıdır.Bu toplumun aklı selim insanları doğruları ısrarla seslendirmeli.Batı dünyasının yaşamaya mecbur kaldığı “ulus devlet “ karekteristiği ,millet olma hamurunun pozitivist bir algıyla yoğrulmadığı bir coğrafyada neden tekrarlansın ! Bu talihsizlik ,bu fakirlik Yunus’un ,Mevlana’nın toprağında vakit kaybı,enerji kaybı ,israf ! değilde nedir ? Biz enerjimizi toprağa vermekten yorulduk.Müslüman coğrafya batı uygarlığında  kalmayan enerjiyle, bir hakikat fikriyle ayağa kalkma arefesindeyken, okyanus ötesi planlamaların manyetik alanından kurtulma zamanı iken nedir bu küçük düşünmeler,odunumun parası demeler ! Rahmetli Tahir Elçi , kürt bir aydın olarak yüreğimize iz bırakarak ayrıldı aramızdan.”PKK , terör eylemi yapmaktadır fakat bir terör örgütü değildir” derken tam olarak ne kastettiğini sıkça konuştuk. Konuşmadığımızı,  konuşamadığımızı konuşma zamanı artık.Yeni Elçi’ler aramızdan ayrılmadan.

Paylaş